Çocuklarda İştahsızlık

ÇOCUKLARDA İŞTAHSIZLIK – her 2 anneden birinin annenin kabusu !
Hepimiz çocuklarımız için her şeyin en güzelini, en iyisini istiyoruz. Onlar hep gülümsesin, hiç hasta olmasınlar, boyları-kiloları yaşa göre beklenen sınırların mümkünse biraz üzerinde olsun. Söz dinlesinler, başlarına kaza gelmesin. Yemeklerini saatinde güzelce yesinler, geceleri deliksiz uyusunlar… Gerçek bir çocuk istediğinizden emin misiniz?
Çocuk büyütmenin her evresinde siz anne-baba olmayı öğreniyorsunuz. Çocuğunuz da çocuk olmayı öğreniyor, kendini ve dünyayı keşfediyor. Tüm bu aşamalarda olduğu gibi çocuğunuzun beslenmesi konusunda da sorunlar çıkabilir. Ancak acemilik evrelerini her iki taraf için de daha az zararla atlatmanın yolları var.

ÇOCUĞUNUZ GERÇEKTEN İŞTAHSIZ MI?
Çocuğunuzla yemek saatlerini gerginlik saatlerine dönüştürmeden, uykularınızı bu nedenle kaçırmadan önce ortada gerçekten bir sorun olup olmadığından emin olmak gerekiyor. Düzenli takiplerinizi yapan çocuk hekiminizle kilo-boy-baş çevresi gelişiminin yaşına uygun seyredip seyretmediği konusunda görüşün. Yaşına uygun kilo alan çocuk, sizi tatmin edecek kadar olmasa da, vücudunun ihtiyacı kadar besini alıyor demektir. Herhangi bir sağlık sorunu nedeni ile iştahsızlığı olan çocuğunuza yaklaşımınızı hekiminle belirlemelisiniz. Gıda alerjileri, reflü, idrar yolu enfeksiyonları, kansızlık, bağırsak sistemi enfeksiyonları iştahsızlığının altında yatan nedenler olabilir.

“ BU TABAKTAKİLERİN HEPSİ BİTECEK! “
Peki ama tabaktaki yemeğin miktarı çocuğunuz için uygun mu? Çocukların boy ve kiloları olduğu kadar mideleri de bizlerden küçüktür. O zaman neden bizim kadar yemelerini bekliyoruz? Mide kapasitesi yenidoğan bir bebekte 30 ml iken ergenliğe doğru 1000 ml civarına ulaşır, erişkinde 1500 ml kadardır. Çocuğunuzun önüne her zaman hazırladığınız gıda ve içecekleri hazırlayın. Sonra tüm gıdaları, sadece çiğnenmiş gibi olacak şekilde mutfak robotundan geçirerek bir küçük poşete koyun. Üzerine de normalde aldığı sıvı içeceği koyup şöyle bir karıştırın. Hayrete düştünüz..
ÖĞÜNLERİNİ KÜÇÜLTÜN..YEMEKTE SIVI ALIMINI KISITLAYIN..

EK GIDAYA GEÇERKEN BİLİNÇLİ VE YAVAŞ OLUN..
Artık elinizdeki her besine neredeyse saldıran, her şeyin tadına bakmak isteyen bir minikle baş etmeye çalışıyorsunuz. Bir yandan karpuzun ucunu iştahla emmesi hoşunuza gidiyor, bir yandan da “ acaba hata mı yapıyorum?” düşüncesi hiç peşinizi bırakmıyor. Ek gıda dönemi aslında bebeğinizin bundan sonraki sağlıklı beslenme alışkanlıklarının oturacağı dönemdir. Bebeğinizin konuşamıyor-yürüyemiyor çünkü sinir – kas sistemleri gelişmeye devam ediyor ve siz bu gelişimi gözleyebiliyorsunuz. Bu arada mide bağırsak sistemi de gelişmeye devam ediyor ama siz içeride neler olup bittiğini göremiyorsunuz. Temkinli davranmakta yarar var. ( BİR SONRAKİ YAZI : EK GIDA DÖNEMİ :))

BEBEKLİKTEN ÇOCUKLUĞA GEÇMESİNE İZİN VERİN..
Ne zaman ne yiyeceğine, ne giyeceğine, ne oynayacağına karar verdiğiniz munis bebeğiniz artık yok. Karşınızda kendi kararlarını veren, kendi isteklerinin ve sevmediklerinin farkında olan, tabii ki buna göre yaşamak isteyen bir “çocuk” var. Sınırlarını yine sizin belirlediğiniz bir dünyada kendi kuralları ile var olmak isteyen bir çocuk. Ağzına kaşığı eskisi kadar sokamamanız çok doğal. Bırakın kendisi kendi ihtiyacı kadar yesin.

İŞLER DÜZENE GİRENE KADAR ARA ÖĞÜNLERİ KALDIRIN..
Zaten küçük olan mide hacimleri ara öğün ile dolmuş olan çocuklardan ana öğünlerde performans beklemeyin. Yemeğini bitirmemeyi tercih etmiş olabilir. O zaman bir sonraki öğünü beklemesi gerektiğini öğrenecektir. Ana öğünde karnı acıkmış olan çocuk yemeğini yiyecektir. Bu düzenin oturması vakit alabilir.
Yaklaşık 9 aylıktan itibaren gelişimi yaşına uygun olan bir bebekte gece beslenme ihtiyacı ortadan kalkar. Gece fazladan alınan bu öğünler sabah kahvaltısına olan isteği de azaltır.
Abur cubur, hazır meyve sularının alımı da kan şekerinde ani değişiklikler yaparak öğün öncesi iştahı kapatırlar. Sınırlayın..
GÜNLÜK PROGRAMINIZ BELİRLİ OLSUN..
Genellikle bebekliğinden itibaren uyku saatleri düzenli olan çocukların yemek saatleri de otomatik olarak düzene girer. Saatleriniz belirli olursa çocuğunuzun vücut ritmi de bu programa uyum sağlayacaktır.

SİZ ISPANAĞI AĞZINIZA SÜRMEZKEN ÇOCUĞUNUZA TEMEL REİSCİLİK OYNAMAYIN!
Çocuklar dünyayı anne-babalarının yüzleri ile tanırlar. Siz karnabahar tadını alınca yüzünüzü buruşturuyorsanız, çocuğunuz bunu tükürecektir.

ÇOCUĞUNUZ ROBOT DEĞİL!
Nasıl sizin de canınız zaman zaman bir şey yemek istemiyorsa, çocuğunuzu da anlayışla karşılamalısınız. Diş çıkartma, hastalık gibi belirgin nedenlerle olabildiği gibi iklim değişikliği, aile içi denge değişiklikleri, üzüntü gibi içsel nedenlerle da gıdalara isteksizliği olabilir.

ÇOCUĞUNUZU TECRİT ETMEYİN!
Her çocuğun, ne kadar döküp saçarak da yese, aileyle aynı sofraya oturması sosyal iletişiminin artması, sofra adabını öğrenmesi, gözleyerek de öğrenebilmesi için gereklidir. Yemek yemek gayet doğal bir durumdur. Ancak çocuğunuz karşısında yemek yedirmeye konsantre bir büyük, bir mama sandalyesinde ağzına giren lokma sayısına dikkat edildiği bir ortamda buna elbette doğal gözüyle bakmayacaktır. Siz çocuğunuza dondurma ya da çikolata yedirmek için uğraşıyor musunuz? “Yedirmeye uğraştıklarına göre bunu reddetmekte fayda var” diye düşünmesi de gayet doğaldır.

Call Now Button